İçeriğe geç

Kesin korunacak hassas alanlar nelerdir ?

Kayseri’de İçimde Biriken Sessizlik ve Dağların Öğrettiği Şeyler

Şehrin Gürültüsü ile Dağın Sessizliği Arasında

Kayseri’de 25 yaşında olmak bazen iki farklı hayatı aynı anda yaşamak gibi. Bir yanım sabahları işe yetişmeye çalışan, gün içinde ekranlara gömülen, akşamları yorgun argın eve dönen biri. Diğer yanım ise hafta sonu ilk fırsatta şehrin gürültüsünden kaçıp dağlara, vadilere, taşların arasına sığınan, nefes almayı hatırlayan o genç adam.

Son zamanlarda içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk vardı. Sanki her şey çok hızlı değişiyor ama ben o değişimin neresinde durduğumu bilemiyordum. Bir gün not defterime sadece şu cümleyi yazmışım: “Bu şehir büyürken içimde bir şeyler küçülüyor gibi.”

O günlerde Erciyes’e gitmeye karar verdim. Erciyes Dağı her zaman bana iyi gelirdi. Karla kaplı zirvesi, rüzgârın keskin sesi ve insanın kendi iç sesinden başka hiçbir şeyin kalmaması… Belki de aradığım şey tam olarak buydu.

Erciyes’in Yamaçlarında Karşıma Çıkan O Cümle

Teleferikten indiğimde hava sertti. Yüzüme çarpan soğuk, sanki içimde birikmiş her şeyi silkeleyip atmak ister gibiydi. Yürümeye başladım. Bir süre sonra ahşap bir tabela gördüm. Üzerinde büyük harflerle yazıyordu:

“Kesin korunacak hassas alan.”

İşte o an durdum.

Bu kelimeleri daha önce duymuştum ama bu kadar yakından hiç hissetmemiştim. “Kesin korunacak hassas alanlar nelerdir?” diye kendi kendime sordum. Sanki bu soru sadece bilgi isteyen bir merak değil, içimde bir yerlere dokunan bir çağrıydı.

Yanımdan geçen yaşlı bir doğa görevlisine bu soruyu sordum. Gülümsedi, elindeki haritayı açtı ve anlatmaya başladı. Sözleri çok netti ama bende bıraktığı his daha karmaşıktı.

“Bunlar,” dedi, “insan eliyle neredeyse hiç dokunulmaması gereken yerler. En yüksek koruma statüsüne sahip alanlar. Ekosistemi, canlı çeşitliliği, tarihi ya da doğal yapısı çok özel olduğu için korunurlar. Burada yapılaşma olmaz, madencilik olmaz, doğayı bozacak hiçbir faaliyet yapılmaz.”

O an rüzgâr daha sert esmeye başladı. Sanki doğa, anlatılanları onaylıyordu.

Ben ise içimde garip bir hayal kırıklığı hissettim. Çünkü bu alanların korunması gerektiğini bilmek güzel bir şeydi ama insanın aklına şu soru da geliyor: “Peki ya korunmasaydı?”

İçimdeki Sorular ve Kaybolan Denge

Yürümeye devam ettim. Ayaklarım karın içinde ağır ağır ilerlerken zihnimde aynı kelimeler dönüp duruyordu: Kesin korunacak hassas alanlar.

Bu alanlar sadece birer coğrafya parçası değilmiş gibi hissettim. Sanki doğanın en kırılgan kalbi gibiydiler. Bir dokunuşla değişecek, bir yanlış adımla geri dönüşü olmayan bir şekilde zarar görecek yerler…

O an kendi hayatımı düşündüm. Ben de bir anlamda böyle değil miydim? Dışarıdan bakıldığında sıradan, ama içimde dokunulunca dağılan, hassas bir denge taşıyan biri…

Belki de herkes biraz böyleydi.

Erciyes’in sessizliğinde yürürken içimdeki kalabalık biraz azaldı ama tamamen bitmedi. Aksine, daha derin bir düşünce yerleşti: Doğa korunuyorsa, insan neden kendi içini koruyamıyordu?

Soğanlı Vadisi’nde Zamanın İçinden Geçmek

Taşların Arasında Kalan Hikâyeler

Bir hafta sonra bu kez rotamı farklı bir yere çevirdim. Soğanlı Vadisi hakkında çok şey duymuştum ama hiç gitmemiştim. Oraya vardığımda hissettiğim şey Erciyes’ten tamamen farklıydı.

Burası daha yumuşak bir sessizliğe sahipti. Dağlar sert değildi, ama kırılgandı. Vadinin içinde yürürken taş oyma yapılar, eski kiliseler ve zamanın aşındırdığı duvarlar arasında ilerliyordum.

Bir anda yine o soru zihnime geldi:

“Kesin korunacak hassas alanlar nelerdir?”

Çünkü burası tam da öyle bir yer gibi hissettiriyordu. Sadece doğa değil, tarih de burada korunuyordu. İnsanların bir zamanlar yaşadığı, dua ettiği, iz bıraktığı ama şimdi rüzgârın ve kuşların sahip çıktığı bir alan…

Bir duvarın önünde uzun süre durdum. Taşların üzerinde yılların bıraktığı izler vardı. Elimi uzatmadım. Dokunsam bir şeylerin eksileceğini hissettim. Belki de gerçekten “korumak” dediğimiz şey, bazen dokunmamayı öğrenmekti.

Hassasiyetin Sadece Doğada Değil, İnsanda da Olduğunu Anlamak

Vadinin içinde ilerlerken içimde tuhaf bir farkındalık büyüdü. Bu alanların neden “kesin korunacak hassas alanlar” olarak adlandırıldığını artık daha iyi anlıyordum.

Çünkü hassasiyet sadece kırılganlık değil, aynı zamanda değer demekti.

Bir şey ne kadar değerliyse, o kadar dikkat isterdi. Tıpkı insan ilişkileri gibi. Tıpkı kalbin gibi. Tıpkı benim gibi…

O an kendime karşı dürüst oldum. Uzun zamandır bazı duygularımı görmezden geliyordum. Üzerini kapatıyor, erteliyor, yok sayıyordum. Ama Soğanlı Vadisi’nde yürürken anladım ki; görmezden gelinen şeyler yok olmuyor, sadece içte bir yerde birikiyor.

Ve bir gün, tıpkı korunmayan bir doğa parçası gibi, geri dönüşü zor bir şekilde değişiyor.

Şehre Dönüş ve İçimdeki Sessiz Değişim

Günlük Sayfalarına Sığmayan Düşünceler

Kayseri’ye döndüğümde şehir aynıydı. Kalabalıklar, arabalar, bildik sokaklar… Ama ben aynı değildim.

O akşam defterimi açtım. Uzun zamandır ilk kez gerçekten yazmak istedim. Kelimeler acele etmiyordu. Sanki hepsi içimde birikmiş ve şimdi sıra onlara gelmişti.

“Kesin korunacak hassas alanlar nelerdir?” diye başladım yazmaya. Sonra bunu sadece bir bilgi cümlesi gibi bırakmadım. O gün öğrendiklerimi, hissettiklerimi, gördüklerimi yazdım.

Erciyes’in soğuğunu, Soğanlı’nın sessiz taşlarını, doğa görevlisinin sakin sesini…

Ama en çok da içimdeki değişimi yazdım.

Doğanın Korunması ile Kendini Korumanın Aynı Şey Olması

Zaman geçtikçe şunu fark ettim: Bu alanların korunması sadece doğayla ilgili bir mesele değil.

Kesin korunacak hassas alanlar nelerdir sorusu, aslında bana başka bir şeyi öğretti. Hayatta bazı şeyler vardır ki, onlara dikkat etmezsen kaybedersin. Geri getirmek mümkün olmaz.

Bir orman gibi, bir vadi gibi, bir insanın iç dünyası gibi…

Ben uzun zamandır kendi içimdeki bazı alanları ihmal etmişim. Yormuşum, görmezden gelmişim, üzerine gitmişim. Oysa bazı yerler sadece korunarak var olabilir.

İçimde Kalan Umut

Şimdi geriye dönüp baktığımda Erciyes’i de Soğanlı’yı da farklı hatırlıyorum. Sadece gördüğüm yerler değil, beni değiştiren yerler olarak…

Hâlâ Kayseri’nin sokaklarında yürürken bazen rüzgâr yüzüme çarpıyor ve o an içimden aynı cümle geçiyor:

“Kesin korunacak hassas alanlar nelerdir?”

Artık bu soru bana bir bilgi arayışı gibi gelmiyor. Daha çok bir hatırlatma gibi.

Doğanın, zamanın, insanın ve kalbin korunması gerektiğini hatırlatan bir ses…

Ve belki de en önemlisi, kendi içimdeki o kırılgan ama değerli alanları fark etmemi sağlayan bir sessizlik…

İlginizi Çekebilecek İçerik: Kesin korunacak hassas alan nedir ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://fortelegram.com https://bij.com.tr https://reeltarim.com.tr Sitemap
betexper