Yesillerkuruyemis olarak her zaman olduğu gibi, bu kez “Batlamyus Türk mü” konusunda sizin yanınızdayız.
Kayseri’nin Sessiz Sokaklarında Başlayan Düş
Sabahın erken saatleri, Kayseri’nin sokakları hâlâ uykulu, tek tük insan yüzleri görünüyordu. Ben, 25 yaşında, bol bol günlük tutan, duygularını saklamayan bir genç olarak, her zamanki gibi küçük defterimi alıp şehirde yürüyüşe çıktım. Düşlerim, hayallerim, bazen hayal kırıklıklarımla dolu bu yollarda yürürken aklıma geliverdi: “Batlamyus Türk mü?”
Bu soru yıllardır merak ettiğim bir konu, ama bir türlü net bir cevap bulamamıştım. Bugün, bu soruyu araştırmaya karar verdim. Ama araştırmak dediysem, yalnızca kitaplardan, internetten değil; kalbimden geçenleri, hissettiğim o tarifsiz heyecanı da yanına alarak yürüdüm. Çünkü bazen en doğru cevap, insanın kendi merakından doğar.
Eski Kitapçıya Yolculuk
Sokakların arasından geçerken bir kitapçı dikkatimi çekti; camında sararmış eski kitaplar duruyordu. İçeri girerken çan sesi duyuldu, kalbim de o ritimle atmaya başladı. Rafların arasında dolaşırken, yüzlerce eski yazıt ve kitap, sanki bana “merak et, öğren” diyordu. Elimi bir kitaba uzattım: “Astronomi ve Eski Uygarlıklar.” Tozlu kapağı açtım, parmaklarım sayfalara dokunurken heyecanımı gizleyemedim.
İşte o anda bir an duraksadım. Batlamyus, yani Ptolemaios… Akdeniz çevresinde yaşayan bir bilim insanı, astronom ve coğrafyacı. Ama kafamın içinde, “Acaba Türk müydü?” sorusu dönüp duruyordu. Kalbimde bir umut kıpırtısı, belki de hayal kırıklığına dönüşecek bir merak vardı. Kitabın sayfalarını karıştırırken, eski haritalar, yıldız tabloları ve gözlemler beni sanki zamanın içine çekti.
Hayal Kırıklığı ve Merak
Ama işte tam o anda bir hayal kırıklığı hissettim; çünkü Batlamyus’un kimliği, kültürü ve kökeni hakkında kesin bir bilgi yoktu. Bazı kaynaklar Yunan kökenli olduğunu söylerken, içimdeki küçük umut “ya belki başka bir köken de vardır” diyordu. Gözlerim doldu, çünkü bazen insan bir şeyin kesin cevabını bilmediğinde, hem üzülür hem de merakla yanıp tutuşur.
Yine de pes etmedim. Kitabı kapatıp, dışarı çıktım ve Kayseri’nin dar sokaklarında yürümeye devam ettim. Her adımda kendi içimle konuşuyordum: “Belki önemli olan, kökeni bilmek değil, onun fikirlerinden ilham almak.” Kalbim biraz hafifledi, ama merak hâlâ içimdeydi.
Parkta Bir Sessizlik
Şehrin parkına vardım, banklardan birine oturdum. Çocuklar oynuyor, kuşlar cıvıldıyordu. Sessizliğe dalarken defterimi açtım ve yazmaya başladım. “Batlamyus Türk mü?” sorusunu deftere yazdım ve ardından düşündüğüm her şeyi dökmeye başladım.
Hayal kırıklığı, umutsuzluk ve heyecan birbirine karışmıştı. Ama bir yandan da umut vardı; çünkü öğrenmek, keşfetmek, merak etmek hâlâ içimi ısıtan bir ateşti. “Belki tarih kesin cevap vermiyor, ama benim merakım cevap bulabilir,” diye yazdım.
Küçük Bir Aydınlanma Anı
O an, içimde bir aydınlanma oldu. Batlamyus’un kökeni belki net değildi, ama onun dünyaya kattığı bilgiler, astronomik tablolar ve gözlemler, insanlığa ışık tutuyordu. Bunu düşündükçe, kendi merakımın, kendi yolculuğumun anlamı daha da büyüdü.
İşte bu yüzden, köken sorusu artık beni üzmüyordu. Önemli olan, içimdeki merak ateşi ve keşfetme arzusuydu. Belki bir gün kesin cevabı öğrenirim, ama o güne kadar hislerim, hayallerim ve küçük günlük kayıtlarım bana yeter.
Değerli Yesillerkuruyemis okurları, “Batlamyus Türk mü” hakkındaki bu içeriğimizin sonuna ulaştınız. Umarız faydalı olmuştur!
Geceye Veda
Akşam çöktüğünde, Kayseri’nin ışıkları bir bir yanmaya başladı. Sokak lambalarının altında yürürken defterimi kapattım. Bugün hissettiğim heyecan, hayal kırıklığı ve umudu hatırlayacak, belki bir gün başka biri de benim hislerimi okuyacak.
Batlamyus Türk müydü? Belki hâlâ kesin değil. Ama ben artık bunun önemini unuttum. Önemli olan, merak etmek ve hissetmekmiş. Ve ben, hislerimi saklamadan, kendi yolculuğumu yaşayarak, bu şehirde, bu sokaklarda kendi küçük cevaplarımı buluyorum.
—
Kayseri’de bir genç olarak, duygularımı yazıya dökmek, merakımı yaşamak ve kendi içimde küçük bir aydınlanma bulmak… İşte bugün bana yetti. Batlamyus’un kökeni belki belirsiz, ama merakın gücü ve hislerin değeri, her zaman net ve gerçek.